Performans Testi, bir uygulamanın yalnızca yoğun kullanıcı trafiği altında çöküp çökmediğini görmekten çok daha kapsamlı bir test ve ölçüm sürecidir. Temel amaç, uygulamanın belirli çalışma koşulları altında nasıl davrandığını doğru şekilde ölçmek, elde edilen metrikleri analiz etmek ve sonuçları anlamlı biçimde raporlamaktır. Bu nedenle performans testine başlamadan önce neyin test edileceğinin, hangi senaryoların çalıştırılacağının, test verilerinin nasıl oluşturulacağının, test ortamının nasıl yapılandırılacağının ve yükün nereden ve nasıl üretileceğinin belirlenmesi gerekir. Performans testi yalnızca web uygulamalarına yönelik değildir; API'ler, veritabanları, dosya işleyen uygulamalar, masaüstü uygulamaları ve farklı sistemlerle çalışan entegrasyonlar da performans açısından değerlendirilebilir. Test sürecinin en önemli noktalarından biri doğru bir referans oluşturmaktır. Öncelikle sistemin normal koşullardaki davranışı ölçülmeli, ardından yük kontrollü şekilde artırılarak Response Time, CPU, RAM, Database Bağlantıları, Connection Pool ve diğer ilgili metriklerde meydana gelen değişimler gözlemlenmelidir. Ancak doğru bir performans sonucu elde etmek için yalnızca sanal kullanıcı sayısını artırmak yeterli değildir. Gerçekçi test verisi kullanılmalı, test ortamı mümkün olduğunca production ortamına yakın ve temiz olmalı, uygulamanın mimarisi ve çalışma şekli anlaşılmalıdır. Bunun yanında yalnızca başarılı işlemlerden oluşan Happy Path senaryolarına bağlı kalınmamalı; timeout, dış entegrasyonların cevap vermemesi, servis hataları, cache'in temizlenmesi ve retry davranışları gibi negatif senaryolar da test edilmelidir. Özellikle mikroservis mimarilerinde kontrolsüz retry mekanizmaları zincirleme bir retry storm oluşturarak sistemi daha büyük bir performans problemine sürükleyebilir. Kısacası iyi bir performans testi, yalnızca sistemin ne kadar yük taşıdığını değil, hangi koşullarda, ne ölçüde ve neden performans kaybettiğini ortaya koymalıdır. Bu ölçümler, darboğazların belirlenmesini, kapasitenin anlaşılmasını ve sistemin gerçek kullanım koşullarındaki davranışının daha doğru değerlendirilmesini sağlar. Böylece test sonuçları teknik kararlar için somut bir temel oluşturur.
8 Ekim 2026
A Knight of The Seven Kingdoms İncelemesi: Game of Thrones Evreninde Yeni Bir Macera
A Knight of the Seven Kingdoms, Game of Thrones evrenini seven izleyicileri Westeros’un daha sakin, daha küçük ölçekli ama bir o kadar da merak uyandıran bir dönemine götürüyor. HBO tarafından hazırlanan dizi, George R. R. Martin’in Dunk ve Egg hikâyelerinden uyarlanıyor ve Game of Thrones olaylarından yaklaşık 90 yıl önce geçiyor. İlk sezon, Martin’in The Hedge Knight adlı novellasını temel alan altı bölümden oluşuyor. Hikâyenin merkezinde, ustasının ölümünün ardından kendi başına yolculuğa çıkan genç ve deneyimsiz şövalye Ser Duncan the Tall, yani Dunk bulunuyor. Dunk, şövalyelik onurunu ve kendi değerlerini korumaya çalışan sıradan bir gezgin şövalye olarak turnuvalarda kendine bir yer edinmeye çalışırken, Egg adındaki genç bir çocukla tanışıyor. Egg, ilk bakışta sıradan bir yaver gibi görünse de aslında Targaryen ailesiyle bağlantılı önemli bir karakter. İkilinin yollarının kesişmesiyle başlayan macera, hem dostluk hem de şövalyelik kavramlarını öne çıkarıyor. Dizi, Game of Thrones’taki büyük savaşlar, ejderhalar ve taht mücadeleleri yerine karakterlerin günlük yaşamına, yolculuklarına ve karşılaştıkları sorunlara odaklanıyor. Bu nedenle A Knight of the Seven Kingdoms, önceki yapımlardan daha samimi ve daha hafif bir anlatı sunuyor. House of the Dragon sonrasında Targaryenlerin hâlâ hüküm sürdüğü, ancak ejderhaların artık ortalıkta olmadığı bu dönemde geçen yapım, Westeros’un farklı yüzünü görmek isteyenler için dikkat çekici bir seçenek hâline geliyor. Üstelik Game of Thrones’u hiç izlememiş olanlar bile hikâyeyi kolayca takip edebiliyor ve karakterleri tanımak için uzun bir geçmiş bilgisine ihtiyaç duymuyor. Benim açımdan dizinin en güçlü tarafı da burada ortaya çıkıyor: büyük evreni küçültmeden, iki karakterin yolculuğunu merkeze alarak izleyiciye daha doğal, sıcak ve eğlenceli bir Westeros deneyimi yaşatması ve kolay ulaşılabilir macera sunması.
7 Ekim 2026
TEFAS TNR Fonu Nedir? Tuna Portföy TNR Fonunun Özellikleri ve Detayları
TNR fonu nedir, Tuna Portföy TNR neden kuruldu ve yatırımcılar bu fon hakkında neden araştırma yapıyor? Son dönemde TEFAS ve yatırım fonu ekranlarında adı görülen TNR, tam adıyla Tuna Portföy ÖPY Para Piyasası Özel Fonu, klasik bir para piyasası fonundan önemli bir noktada ayrılıyor. 18 Eylül 2026 tarihinde satış başlangıcı yapılan TNR, Tuna Portföy Yönetimi A.Ş. tarafından kuruldu ve KAP kayıtlarında özel fon olarak tanımlandı. Fonun temel yatırım stratejisi, vadesine en fazla 184 gün kalmış, likiditesi yüksek para ve sermaye piyasası araçlarına yatırım yapmak; portföyün günlük ağırlıklı ortalama vadesi ise 45 günü aşamıyor. Bu nedenle TNR’nin risk değeri 1 olarak belirlenmiş durumda. Ancak burada dikkat edilmesi gereken asıl konu, TNR’nin bireysel yatırımcıların kolayca alıp satabileceği standart bir TEFAS fonu olmaması. KAP bilgilerine göre fon katılma paylarının alım satımı yalnızca kurucu Tuna Portföy aracılığıyla gerçekleştiriliyor ve fon TEFAS’ta işlem görmüyor. Daha da önemlisi, Tuna Portföy 18 Eylül 2026 tarihli açıklamasında TNR’nin yalnızca şirketin kendi varlıklarını ve likidite süreçlerini yönetmek amacıyla oluşturulduğunu, halka arz edilmesinin veya dış yatırımcılara açılmasının planlanmadığını açıkça duyurdu. Bu nedenle TNR’yi değerlendirirken yalnızca günlük getiri oranına bakmak yerine, fonun kuruluş amacı, yatırım stratejisi ve arkasındaki portföy yönetim şirketinin yapısı birlikte ele alınmalı. TNR, bu yönüyle yatırım yapılacak bir fon olmaktan çok, Tuna Portföy’ün likidite yönetimi ve finansal yapılanması hakkında fikir veren oldukça özel bir fon niteliği taşıyor. Özellikle para piyasası fonlarının yüksek likidite ve düşük risk arayan yatırımcılar tarafından yakından takip edildiği bir dönemde TNR’nin yapısı, yeni kurulan portföy şirketlerinin nakit yönetim modellerini anlamak açısından önem taşıyor. Bu nedenle fonun kendisinden çok kuruluş amacı ve yapısı öne çıkıyor.
Categories:
Fon,
Investment-Funds,
TEFAS
6 Ekim 2026
Kahve Kupon Kodları (2026) ☕ Ücretsiz Kahve ve 1 Alana 1 Bedava Kampanyaları
Kahve kupon kodu arayanlar için EspressoLab, Kahve Dünyası, Tchibo, The Coffy ve Starbucks tarafından sunulan güncel kahve kampanyalarını ve ücretsiz kahve kodlarını bu sayfada bir araya getiriyorum. Kahve severlerin özellikle takip ettiği 1 alana 1 bedava kahve, hediye kahve ve ücretsiz kahve kodu kampanyaları, farklı markalar ve iş ortakları tarafından dönemsel olarak sunulabiliyor. Bu nedenle yeni bir kahve kupon kodu veya avantajlı kahve kampanyası yayınlandığında listeyi güncelleyerek mümkün olduğunca güncel tutmaya çalışacağım. Bazı kahve kupon kodları doğrudan şubede kasada söylenerek kullanılabilirken, bazı ücretsiz kahve kodları için markanın mobil uygulamasını kullanmak gerekiyor. Örneğin EspressoLab hediye kahve kodu kullanmak isteyenlerin mobil uygulamadaki “QR Okut” bölümüne kupon kodunu girerek oluşturulan yeşil onaylı QR kodu kasada okutması gerekiyor. Kahve Dünyası kupon kodlarında ise kampanya koşullarına göre kodu doğrudan şubede söylemek yeterli olabiliyor. Vodafone, Türk Telekom Prime, Pazarama Plus, Idefix Premium ve ON Mobil gibi platformların sunduğu kahve fırsatları da dönemsel olarak bu listede yer alabilir. Buradaki kahve kuponları arasında süresi dolmuş kodları “Expire” şeklinde belirterek, kullanılabilir kampanyaların daha kolay ayırt edilmesini sağlıyorum. Kahve kupon kodu kullanmadan önce kampanyanın geçerlilik tarihini, kullanım şartlarını ve varsa kişisel hesap veya GSM doğrulaması gibi gereksinimleri kontrol etmenizi öneriyorum. Yeni ücretsiz kahve kodları, 1 alana 1 bedava kahve fırsatları ve diğer kahve kampanyaları yayınlandıkça listeyi güncellemeye devam edeceğim. Böylece kahve severler güncel kupon kodlarını tek sayfadan takip edebilir ve uygun kampanyaları kaçırmadan değerlendirebilir.
27 Eylül 2026
2026-2027 Sonbahar Kış Erkek Modası: George Hogg Bot ve Guess Eşofman Kombinleri
2026–2027 Sonbahar-Kış sezonunda erkek giyimi, rahatlığı stilin merkezine alan ama özensiz görünmeyen bir çizgiye yöneliyor. Bu sezon gardıroplarda dokular, katmanlar ve güçlü renk vurguları öne çıkarken klasik parçalar daha kişisel yorumlarla karşımıza çıkacak. Koyu kahve, antrasit, lacivert ve siyah gibi zamansız tonlar temel oluştururken bordo ve kırmızı küçük ama etkili dokunuşlarla kombine enerji katacak. Ekose desenli gömlekler, kalın örgü kazaklar, yumuşak dokulu dış giyim ve şehirde kullanılabilen dağ stili parçalar soğuk havaya hazırlanmanın en şık yollarından. Aynı zamanda eşofman takımları yalnızca evde ya da spor salonunda giyilen parçalar olmaktan çıkıyor; doğru ayakkabı ve dış giyimle gündelik şehir stiline rahatça taşınıyor. Burada önemli olan, sportif görünümü dengelemek: logolu veya çizgili bir Guess eşofman altını sade bir sweatshirt, uzun bir kaban ya da bomber ceketle tamamlamak, görünümü daha derli toplu kılıyor. Bot seçimi de bu dengenin kilit noktası. George Hogg’un siyah veya kahverengi deri botları, eşofmanın rahat karakterine daha güçlü ve şehirli bir hava ekleyebilir; süet seçenekler ise yumuşak dokulu trikolarla doğal bir uyum yakalar. Paça boyunu botun üstünde temizce bitirmek, fazla kumaş yığılmasını önler. Üst üste giyimde ince bir tişört, sweatshirt ve sıcak tutan kaban kullanmak hem işlevsel hem dengeli bir silüet yaratır. Böylece konforlu parçalar, sezonun karakterli havasına uyum sağlar. 2026–2027 kışında iyi bir kombin, modayı baştan aşağı takip etmekten çok, kullanışlı parçaları doğru oran ve dokularla bir araya getirmekten geçiyor. Atkının hacmi, derinin matlığı ve örgünün kabartısı görünümü zenginleştirir; tek bir parçayı odak noktası seçmek bütünlüğü korur. Jogger altını günlük hayatta net hatlı bir montla tamamlayıp renkleri iki ya da üç ana tonla sınırlamak, sportif görünümü daha rafine kılar.
Categories:
Clothing,
George-Hogg,
Giyim,
Guess,
Moda
21 Eylül 2026
Pendikspor ve Pendik Stadyumu Rehberi: Tarihi, Tribünler ve Bilet Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
İstanbul Anadolu Yakası'nın köklü futbol kulüplerinden biri olan Pendikspor, kırmızı-beyaz renkleri ve güçlü semt kimliğiyle Türk futbolunda kendine önemli bir yer edinmiş kulüplerden biri. 1927'ye uzanan kökleri bulunan kulüp, özellikle son yıllarda hızlı yükselişiyle dikkat çekti. Pendikspor'un maçlarını oynadığı Pendik Stadyumu, büyük statlara göre daha kompakt yapısıyla taraftara sahaya yakın bir futbol deneyimi sunuyor. TFF kayıtlarına göre stadyumun seyirci kapasitesi 4.105 kişi ve tribünlerin tamamı koltuklu. Pendikspor'un Kısa Tarihi; Pendikspor'un geçmişi 1927 yılına kadar uzanıyor. Kulübün resmi kuruluşu ise 1950 yılında gerçekleşti. Uzun yıllar amatör liglerde mücadele eden Pendikspor, 1984 yılında profesyonel liglere adım attı. Sonraki yıllarda farklı liglerde mücadele eden kırmızı-beyazlı ekip, 2021-2022 sezonunda TFF 2. Lig Beyaz Grup şampiyonu olarak 1. Lig'e yükseldi. Asıl büyük sıçrama ise 2022-2023 sezonunda geldi. Pendikspor, play-off finalinde Bodrumspor'u 2-1 mağlup ederek tarihinde ilk kez Süper Lig'e yükseldi. Böylece kulüp, kuruluşundan yaklaşık 96 yıl sonra Türkiye'nin en üst düzey futbol liginde mücadele etme başarısı gösterdi. Pendikspor'un tarihindeki unutulmaz karşılaşmalardan biri de 14 Aralık 1999 tarihinde Türkiye Kupası'nda Fenerbahçe'yi 2-1 mağlup ettiği maç oldu. 2026-2027 sezonunda ise Pendikspor mücadelesine Trendyol 1. Lig'de devam ediyor. Pendik Stadyumu, Pendikspor’un iç saha maçlarına ev sahipliği yapan ve İstanbul’un Pendik ilçesinde bulunan futbol stadyumudur. Kompakt yapısı sayesinde tribünlerle saha arasında yakın bir atmosfer sunan stat, özellikle Pendikspor taraftarları için kulübün iç saha maçlarının merkez noktası konumundadır. TFF verilerine göre 4.105 kişi kapasiteye sahip olan Pendik Stadyumu’nun zemini çimdir ve saha ölçüleri 68 × 105 metredir. Stadyumda tribünlerin tamamı koltuklu olup aydınlatma, engelli tribünü ve kamera sistemi gibi temel özellikler de bulunmaktadır.
Categories:
Futbol,
Pendik,
Pendikspor
15 Eylül 2026
2026 Yatırım Fonları Rehberi: SPK Düzenlemeleri, MSCI ve Öne Çıkan Fonlar
2026 yılı, Türkiye yatırım fonları piyasasında önemli bir dönüşümün yaşandığı dönemlerden biri olmaya başladı. Özellikle serbest fonlar, hisse senedi yoğun fonlar ve yeni kurulan portföy yönetim stratejileri yatırımcıların radarına daha fazla girerken, SPK’nın serbest fonlara ve yatırım fonlarına yönelik yeni düzenlemeleri piyasadaki kuralların yeniden şekillendiğini gösteriyor. Bu gelişmeleri, MSCI (Morgan Stanley Capital International)’nın Türkiye piyasasına ilişkin uzun süredir gündeme getirdiği piyasa erişilebilirliği, şeffaflık, fiyat oluşumu ve yatırımcıların bilgiye erişimi konusundaki değerlendirmeleriyle birlikte okumak gerekiyor. SPK (Sermaye Piyasası Kurulu) düzenlemeleriyle birlikte fonların portföy yapıları, yoğunlaşma oranları ve yatırımcı açısından taşıdığı risklerin daha yakından takip edilmesi önem kazanırken, uluslararası endeks sağlayıcılarının Türkiye piyasasına yönelik uyarıları da piyasanın kurumsal standartlarını yükseltme ihtiyacını ortaya koyuyor. Bu süreçte yatırımcıların bir yandan yeni fırsatları takip ederken diğer yandan fonların stratejisini, yöneticisini ve portföy dağılımını daha detaylı incelemesi gerekiyor. TERA Portföy tarafından yönetilen THF ve TLY, Pardus Portföy tarafından yönetilen PTO ve KHA, TERA’nın DOH ve FSU fonları ile Atlas Portföy’ün DFI fonu bu yeni dönemde öne çıkan ve takip listesine alınabilecek fonlar arasında yer alıyor. Buna karşılık Pusula Portföy’ün PBR, PHE ve PUK fonları başta olmak üzere TTE, RIH, PBN ve ZJB gibi fonların yatırımcıların radarında geriye düşmesi, piyasada ciddi bir seçicilik oluştuğunu gösteriyor. Artık yalnızca yüksek getiri değil; sürdürülebilir performans, likidite, portföy yoğunlaşması, risk yönetimi, stopaj avantajı ve düzenleyici çerçeveye uyum da fon seçiminde belirleyici hale geliyor. Önümüzdeki dönemde fon piyasasında rekabetin daha da profesyonelleşmesi beklenebilir. Özellikle yeni fonların kısa sürede yüksek getiri üretmesi kadar, bu performansın hangi hisseler ve hangi işlem stratejileri üzerinden oluştuğunu anlamak da yatırımcı açısından kritik hale geliyor. Bu nedenle fon seçimi artık daha disiplinli bir analiz gerektiriyor.
14 Eylül 2026
Security ve Test Engineer İçin En İyi Test ve Güvenlik Uygulamaları: Burp Suite, Telerik, IntelliJ ve Eclipse
Categories:
Computer-Science,
Cyber-Security,
Testing
10 Eylül 2026
Yurt Dışında eSIM Nedir? Nasıl Kullanılır ve Nasıl Alınır?
Uçak iner, telefon açılır, ekranda hiçbir şey yoktur. Roaming kapalıysa harita çalışmaz, açıksa fatura sürpriz olur. Havalimanındaki bayi kuyruğu ve pasaport fotokopisi isteyen kayıt işlemi de tam o saatlerde en son isteyeceğiniz şeydir. Çözüm birkaç yıldır telefonun içinde duruyor. Esim Nedir sorusunun kısa cevabı şu: telefona gömülü dijital SIM. Kart yok, kargo yok, bayi yok. Paketi alıyorsunuz, e-postaya düşen QR kodu okutuyorsunuz, kurulum bitiyor. Kurulumu evde yapabilirsiniz. Paket genelde gittiğiniz ülkenin şebekesine ilk bağlandığında aktifleşir, yani günler öncesinden hazırlanmak mümkün.
Categories:
Tavsiye
ORIS PULSE 3 Mango Mint Super Slims Sigara: Mango ve Nanenin Birleştiği Farklı Bir Sigara Deneyimi (Mango Aromalı)
ORIS PULSE 3 Mango Mint Super Slims Sigara, klasik sigara deneyiminden farklılaşmayı hedefleyen Super Slims formatındaki aromalı bir sigara olarak öne çıkıyor. Ürünün en dikkat çekici tarafı ise isminden de anlaşılacağı üzere mango ve nane aromalarının birlikte kullanılması. Paketin üzerinde “Mango Mint” ibaresinin yanı sıra “Switch On & Regular to Fresh” ve “Rub to Reveal the Aroma” ifadeleri yer alıyor. Bu detaylar, ürünün yalnızca tütün harmanına değil, aroma deneyimine de odaklandığını gösteriyor. Özellikle mango aroması, ürüne klasik tütün aromasından ayrılan tatlı, meyvemsi ve tropikal bir karakter kazandırırken, nane/mentol tarafı bu meyvemsi profile daha serin ve ferah bir içim hissi ekliyor. Böylece mango ile gelen tatlı ve aromatik yapı, nane ile dengelenerek daha canlı bir profil oluşturuyor. Paketin yan tarafındaki “Rub to Reveal the Aroma” ifadesi de aroma aktivasyonuna yönelik özel bir tasarım bulunduğunu gösteriyor. ORIS PULSE 3 Mango Mint'in bir diğer özelliği ise 4.0 mg katran ve 0.3 mg nikotin değerlerinin belirtilmesi. Ürün ayrıca “Premium American Blend” ibaresiyle Amerikan harmanı karakterine sahip bir tütün ürünü olarak konumlandırılıyor. Genel olarak bakıldığında ORIS PULSE 3 Mango Mint; ince sigara formatını, düşük emisyon değerlerini ve özellikle mango-nane aromatik kombinasyonunu bir araya getirerek klasik sigaralardan farklı, daha aromatik ve ferah bir içim profili sunmayı amaçlayan bir ürün görünümünde. Ürünün üretim bilgileri de dikkat çekici. Fotoğraflardaki pakette açıkça “Made in U.A.E.” ifadesi bulunuyor; hemen altında ise ürünün Almanya'daki marka sahibiyle yapılan düzenleme kapsamında üretildiği belirtiliyor. Bu nedenle ORIS PULSE 3 Mango Mint'i “Alman Üretimi” olarak tanımlamak yerine, Almanya bağlantılı marka/ticari hak sahipliğine sahip ve BAE'de üretilen bir ürün olarak ifade etmek daha doğru olacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








