8 Aralık 2014

ABD ve Dünyadaki Gıda Endüstrisi: Food Inc Gıda A.Ş

Gıda Endüstrisi: Food Inc

Amerika'daki gıda endüstrisini ve şirketlerini ağır bir şekilde eleştiren Robert Kenner tarafından çekilmiş ilgi çekici bir belgesel Food Inc(Gıda A.Ş). 2008‘de birçok film festivalinde gösterilen Food Inc, kapitalizmin gıda üzerindeki etkisini konu almaktadır. Bugünden geriye baktığımız zaman “İnsan insanın kurdudur”, “Toplum insanın kurdudur” gibi tartışmaların artık ne kadar anlamsızlaştığını görüyoruz.

Günümüzde sosyoloji gibi insan davranışlarını ve toplumun içindeki yerini araştıran bütün bilimler iflas etmiştir. Çünkü insan kendi kendini zehirlemekte, yok etmektedir. Bu gerçeği hiçbir bilim de açıklayamaz. Para kazanmak için parayı harcayacağız dünyayı yok etmek nasıl anlaşılabilir ki? Kendi varlığını zehirleyeceğini bile bile bu sistemin bir çarkı olmayı kabullenmek hangi psikolojik veya sosyolojik tezle açıklanabilir.

Food Inc.’in ilk sahnesinde sapsarı başaklarla dolu bir tarla var. Hemen ardından inekleri süren bir kovboy. Bu görüntülerden sonra birden geniş pırıltılı bir süpermarketin içinde buluyoruz kendimizi. Sebze reyonuna kayan kamera kıpkırmızı domatesleri gösterir. Ama isyankar bir dış ses şöyle diyor: “Bu reyonda mevsim yoktur. Her mevsimde bu kırmızı domatesleri bulabilirsiniz. Çünkü dünyanın her yerinden yemyeşil toplanıp pazara sürülen bu domatesler etilen gazıyla kırmızı rengi alırlar.”

Gıda Endüstrisi Food Inc

Etilen Gazıyla kırmızı rengine gelen domatesler daha sonra büyük bir dram başlıyor gözlerimizin önünden geçmeye. Pırıltılı ambalajları içinde etler tavuklar gösteriliyor. Yine o isyankar dış ses şöyle diyor: “Bu ambalaj etin nereden geldiğini görmemeniz için çekilmiş bir perdedir.” Daha sonra o etin nereden geldiğini anlatmaya başlıyor hikaye. Şimdi anlatacaklarımız veya filmde seyredeceklerinizi Amerika'nın sistemi ve orada yaşananlardır. Ama şunu bilin ki bu gerçekler dünyadaki herhangi bir bölge için olduğu kadar Türkiye için de geçerlidir.

Gıda Endüstrisi Food Inc Endüstriyel Piliç

Tavuk Endüstrisi (Endüstriyel Piliç) özellikle Türkiye'de çok yaygındır. Kabuksuz yumurta üretimine kadar gelmiştir teknoloji. Bir tavuk 24-25 saat'de yumurta üretebilmektedir. 4 saat yumurtayı üretir geri kalan sürede yumurtayı korumak için kabuğunu üretir. Yine tavuklar birkaç kez tüyleri dökülür ve bu tüyler hem yem endüstrisinde hemde başka alanlarda kullanılır. Tavuklar 21 günde fabrika ortamında güneşsiz yani yapay ışıklandırma ortamında suni yemlerle beslenir daha sonra kesime gönderilir. Tavuklar tüm yaşamlarını 4'lü ya da 6'lı gruplar halinde 40-50 cm2 lik tel kafeslerde geçirirler. Gagaları kesilir bu sayede hem yem alması hem de birbirine saldırması engellenmiş olur. Yılda ortalama 250 yumurta verebilsinler diye aşırı yağ içeren yemlerle beslenirler; şişmanlıyorlar. ta ki minik vücutları zayıf düşüp yumurta vermeyinceye kadar. Yumurta veremeyen tavuk ya kesilir ya da yumurtlama döngüsüne girebilsin diye sürekli olarak aç ve susuz bir şekilde karanlıkta tutulur.

Horozlar ve tavuklar bant sisteminde ayrılır ve sadece tavuklar üretim içerisine alınır. Horozlar imha edilir. Tavuklara mermer tozu verilir endüstri içerisinde birkaç defa tüy çıkarsın diye. Normal koşullarda tavuk 60 gün sonra kesilmektedir fakat fabrikada bu 40 gün sonra 21 ve 17 güne kadar düşürülmüştür. Tavuklar kesilmez ise en fazla 45 gün yaşayabiliyor sonra ölüyorlar. Normal yani doğal bir tavuğun eti 1 saatte pişer, fabrikasyon tavuklar 10-15 dakikada pişmektedir. Kuş gribi sayesinde köy tavuk üretimi yerini tavuk endüstrisine bırakmıştır.

Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar büyük şirketler bütün gıda sektörünü elinde tutmaktadır. Bu şirketlerin ilaç firmaları ile de bağlantıları vardır. Hazır yiyeceklerle başlayan ucuz ama sahte ürünler bu sistemin ana üretimidir. Eski çiftlikler gitmiş yerine bu büyük tröstlerin modern çiftlikleri gelmiştir. Bunların içine girmek ve ne olduğunu görmek yasaktır. Daracık yerlere sıkıştırılan büyükbaş hayvanlar, şişmanlasın ve zamanından önce olgunlaşasın diye genleriyle oynanmış mısırla beslenirler. Bunun en büyük zararı sürekli antibiyotik yüklenen bu hayvanların doğal olarak içlerinde bulunan E.coli gibi virüslerin bağışıklık kazanması ve hayvanın ürettiği asitlerin bu virüsleri öldüre memesidir.

Daracık yerde yaşayan hayvan bacaklarının yarısına kadar ettiği pisliğin içine batmış bir şekilde kesimhaneye gitmeyi bekler. Bu arada bağışıklık kazanmış virüsler o pisliğin içinden hayvanın tüyüne, vücuduna bulaşır. Sonunda kesim sırasında ete de bulaşan bu virüs hamburgerimizin içinde veya evde pişirdiğimiz biftekle bizim vücudumuza girer. Çocuğumuz hastalanır ve ölür. Bu şekilde ABD’de ve diğer ülkelerde E.coli virüsünden ölen birçok insan var. Türkiye’deki şartları düşünürsek tespit edilmeden bu virüsten ölen birçok insan olduğunu tahmin edebiliriz.

Gıda Endüstrisi Food Inc

68 günlük normal tavuk ve 47 günlük hormonlu tavuk. Daha büyük göğüs eti almak için hormon ile büyütülen tavuklar, Kendini taşıyamamaktan, adeta işkence çekmektedir.

Filmin en çarpıcı sahnesinde bir ineğin Ruminantia bölgesine açılan bir delik var. Ruminantia geviş getiren hayvanların midesinin birinci bölümü. Geviş getiren hayvanlar yediklerini bu bölgede tutar sonra tekrar çiğner ve hazmederler. Normalde otçul olarak gelişen bu hayvanlara zorla mısır yedirdiğimiz için çiftçi bu delikten hayvanın içindeki yarım hazmedilmiş fazla mısırı çıkarıyor eliyle. Bu arada bütün bunların hayvan canlıyken yaşandığını söyleyelim. Adam hayvanın içine elini sokarken inek böğürüyor. Aslında bu sahne kapitalizmin ve bugünkü sistemin bütün acımasızlığını ortaya koyuyor. Çarpıcı sahneler ve bilgiler bununla da sınırlı değil.

İneğin Karnına Açılan Delik

Tavuk çiftliklerinin hali de içler acısı. Daha önce birçok filmde bu tür çiftliklerdeki hayvanların felaket halini gördük. Ama bu belgeselde sistemin bu döngüyü nasıl devam ettirdiğine ait çok ilginç bilgiler de var. Mesela bu çiftliklerin tavuk yetiştirme binalarının yıllık 500 bin dolarlık bir harcamayla kurulabildiğini söylüyor filmi çeken Robert Kenner. Bu binaların parasını çiftçilere büyük şirketler veriyor ve böylece çiftçileri borçlandırıp bir nevi köle haline getiriyorlar. Bu arada bu binaların bir yıllık kazandığı para 18 bin dolar. Bu bitmeyen döngünün kölesi çiftlik sahipleri. Ya işçiler? Onların halini hiç sormayın. “Yıllar önce daha çok Afrika kökenli işçiler vardı” diyor bir çiftlik sahibi, şimdiyse Latin işçiler var. Meksika’dan gelen kaçak göçmenler. Hiçbir sosyal güvencesi olmayan bütün gün çalışıp iki hamburger parası kazanan, kimsenin dinlemeyeceği köleler.

Tavuk Toplama Kampları

Gelelim bu mısırları ürettikleri genleriyle oynanmış tohumların hikayesine. Bu Türkiye'nin çok da yabancı olmadığı bir hikaye aslında ama bazı farklar var. Bu tohumlar kısır. Türkiye’ye satılanlar da öyle. Fakat ABD’de bu tohumları kullanmadığınız anda büyük şirketlerin hafiyeleri ve avukatlarının saldırısına maruz kalıyorsunuz. Sizi mahkemeye veriyorlar ve kara listeye alıyorlar. Onların dışında da tohum bulma şansınız olmadığı için toprağınızı süremiyorsunuz ve iflas ediyorsunuz.

Gıda Endüstrisi Food Inc Endüstriyel Piliç

Konu hakkında daha detaylı bilgi için gıda endüstrisini konu alan Food Inc yani Gıda A.Ş belgeselini izleyebilirsiniz.
Kaynaklar
http://tr.wikipedia.org/wiki/Tavukçuluk
http://www.imdb.com/title/tt1286537
http://en.wikipedia.org/wiki/Concentrated_Animal_Feeding_Operation (CAFO)
http://en.wikipedia.org/wiki/Monsanto (GDO Ürünler ve Mısır, Tohum Ayıklama ve Tohumculuk)
http://en.wikipedia.org/wiki/Tyson_Foods (Et İthalatçısı)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Cargill

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder